Bu satırlar sana yazıldı.
Evet,
yanlış duymadın.
Sana.

Çünkü bu satırlarda anlatılan eksiklik,
senin de zaman zaman hissedip adını koyamadığın o derin boşluk.
Bu cümlelerde yankılanan sessizlik,
senin de içinden geçip sustuğun sessizlik.
Ve her bölümde sorulan sorular,
bir zamanlar senin de zihninde yankılanan sorular.

Bu seri bir kurgu değil;
bir yolculuk.
Her gün bir adım,
her kelime bir işaret.

Okudukça bir başkasının hikâyesini değil,
kendi hikâyeni fark edeceksin.
Bir başkasının arayışını değil,
kendi içindeki yankıyı duyacaksın.

Her yazı,
senden habersiz ama seni bilen bir kalbin izlerini taşıyacak.
Çünkü bu arayış,
sadece birinin değil — her insanın arayışı.

Ve eğer bu satırları okumaya başladıysan,
muhtemelen sen de o yoldasın.

Kaç kere sustun, bilmiyorum.
Kaç kere içindeki boşluğa anlam vermeye çalıştın…
Kaç kere duymamış gibi yaptın,
bastırdın,
unuttun…

Ama artık zamanı geldi.
Artık kaçmak değil;
bakma zamanı.

Bu yüzden bu seri sana özel.
Çünkü içinde yalnızca kelimeler değil;
senin yarım bıraktığın cümleler de var.
Senin sustukların,
senin unuttukların,
senin iç sesin…

Her gün bir yazı.
Her yazı bir adım.
Ve belki de bir gün —
aradığını bulduğun an.

Arayış günlüğü 49 günlük bir iç yolculuğu…