Aranan Buldu: Aranmak
Uzun bir arayışın içinde,
önce kendimi,
sonra bir işareti,
bir sesi,
bir anlamı bekledim.
Dış dünyanın gürültüsünde,
uzağa — çok uzağa — bakarken
farkında olmadan
kendi içimdeki çağrıyı susturuyordum.
Geceleri yıldızlara bakarken,
kalabalıkların ortasında yalnız yürürken,
bir duanın ucunda
ya da bir sessizliğin tam ortasında
hep bir iz aradım.
Ne kadar derine insem,
ne kadar uzağa gitsem,
bir boşluk
hep bana eşlik etti.
Ama o boşluk,
bir eksiklikten değil;
bir çağrıdan kaynaklanıyordu:
Henüz dönmediğim bir yöne,
henüz ses vermediğim bir sese…
Bir gün,
arayışımda tükenince
durdum.
Ve o duruş,
yalnızca bir bekleyiş değil;
bir dinleyişti.
Kalbimin derinliklerinden gelen
susmuş ama hiç susmamış
bir fısıltıyı
işte o zaman duydum:
Ben
yalnız aramıyordum
ben de aranıyordum.
O çağrı,
benden önce başlamıştı.
Yaratıldığım andan beri
benimle birlikte atan bir ses,
benimle birlikte yürüyen
ama asla zorlamayan
bir yakınlıktı.
Ben
onu adımlarımla ararken,
o sabırla bekliyordu.
Ben sorularla çağırırken,
o sessizliğiyle yön gösteriyordu.
Ve fark ettim ki:
Yolun başında ben yoktum
O vardı.
Ben,
uzaklardan gelen bir misafir değil;
o yolun tam ortasında
özüne çağrılan bir ruhmuşum.
Kendimi ararken,
beni Yaratan’ın
zaten beni aradığını
nihayet anladım.
O,
bana dokunmak için
kalbime bekleyişler bırakmıştı;
dualarla değil
sessizlikle seslenmişti.
Ben kendi yolumu çizerken,
aslında bana çizilen yolu yürüyordum.
Ve ne zaman düşsem,
o düşüşler bile
O’na yaklaştığım
birer secde oluyordu.
Anladım ki:
Ben yalnızca aramıyordum.
Ben çağrılıyordum.
Ben,
uzak sandığım bir kapının
eşiğindeymişim yıllardır.
Ve o eşikten
içeri adım attığımda,
aramalarımın,
özlemlerimin,
suskunluklarımın,
tükenmişliğimin
hepsinin bir cevabı vardı:
Ben bulunmak için yürüyordum.
Aramak,
eksikliği tamamlamak değilmiş;
özlemin çağrısına kulak vermekmiş.
Ben dinledikçe
yaklaştım.
Çünkü asıl yakınlık,
kavuşmadan hemen önceki
o derin sessizlikte gizliymiş.
Ve o sessizlik,
beni arayanın
hep orada olduğunu
sabırla beklediğini,
sessizce çağırdığını
gösterdi.
O günden sonra,
aradığım şeyin
hiçbir zaman dışımda olmadığını
bildim.
Çünkü ben;
sadece bulmak için değil,
sevilmiş,
çağrılmış,
beklenmiş biri olarak
bulunmak için yürüyormuşum.





Leave A Comment