18. Gün: 18 Kasım

Yanlış Yollar: Aşk

Bir gün,
kendi içimde taşıdığım eksikliği
bir başkasında tamamlayabileceğime inandım.
Bütünleşmeyi,
tamlığı,
yaralarımın kapanışını
bir başka kalpte bulacağımı sandım.

Bir bakışın,
bir sözün,
bir varlığın
beni tamamlayabileceğine kendimi ikna ettim.
Çünkü bu,
kolay olan inançtı:
Dışarıda birinin
içimdeki boşlukları doldurabileceği yanılsaması.

Yakınlaştıkça,
sevildikçe,
birlikte güldükçe,
kalbimdeki yük hafifleyecek sandım.
Ama zamanla,
bu birlikteliğin huzur değil,
derin bir içsel huzursuzluk doğurduğunu fark ettim.

Çünkü ben,
aşkı bir yürek buluşması değil,
bir eksikliği giderme aracı olarak görmüştüm.
Kendime dönmeden,
kendimle barışmadan,
başkasının varlığına yaslanmaya çalışmıştım.

İlişkideki suskunluk,
bir huzurun değil;
söylenmemiş duyguların,
tanımlanamamış korkuların yankısıydı.
Kendimi anlatamadığım,
anlatmaktan çekindiğim anlar,
bizi sessizliğe itiyordu.

Birlikte yürüyorduk
ama yönlerimiz farklıydı.
Ben,
onun adımlarına uymaya çalışırken
kendi yürüyüşümü unuttum.
Kendi kalbimi bastırdım,
sırf uyum sağlayabilmek için.

Aşk bir aynaydı.
Ve o aynada,
kendi zayıflıklarımı,
kendi korkularımı,
kendi çarpıklıklarımı görüyordum.
O aynada,
aslında kendimle yüzleşiyordum.

Bir noktada,
“Benimle tamamlanırsın” diyen sese tutundum.
Çünkü ben,
kendimi eksik hissediyordum.

Ama hakikat şuydu:
Kimse kimseyi tamamlayamaz.
Tamamlanmak,
bir içsel yolculuktur.
Ne kadar derin olursa olsun
bir başkasının sevgisi,
eğer kişi kendi iç boşluğunu tanımamışsa,
hiçbir sevgi o boşluğu kapatamaz.

Bir gün,
ilişki durdu.
Kelimeler bitti,
kalpler suskunlaştı.
Ve ben,
kalbimin derinliklerinde şu sesi duydum:

“Yarım olan sensin.
Ve tamamlanmak, ancak kendinle mümkündür.
Bir insan, sana sadece eşlik edebilir.
Ama yürümek, senin sorumluluğundur.”

Bu fark ediş,
aşka bakışımı değiştirdi.
Aşk,
tamamlanmak değil,
kendine yaklaşmaktır.
Sevmek,
önce kendi iç sesini dinlemektir.

Ve ben,
aşka yüklediğim tüm anlamları
taraf tutmaksızın geride bıraktım.
Artık birine tutunmak için değil,
kendimle barışmak için yola çıktım.

Ve bu yalnızlıkta,
ilk kez,
gerçekten kendim oldum.